Zeytinyağı Aşkına: Özgül ve Simge’nin Milas Macerası
Merhaba zeytinyağı severler! Biz Özgül ve Simge, iki eski beyaz yakalı, yeni zeytinyağı aşığı kadın. İstanbul’un koşturmacalı ofis hayatından Muğla Milas’ın sakin, zeytin kokulu bahçelerine uzanan bir yolculuğumuz var. Bu blog yazısında, hem kendimizi tanıtmak hem de ilk hasat sezonumuzun tatlı telaşını, komik anlarını ve içimizi ısıtan anılarını sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hazırsanız, bir bardak çay ya da kahve alın, zeytin bahçelerimize doğru küçük bir yolculuğa çıkıyoruz!
Biz Kimiz?
Biz, Özgül ve Simge, yıllarca İstanbul’un gökdelenlerinde, toplantı odalarında, Excel tabloları ve e-posta zincirleri arasında koşturduk. Ama hayat bize beklenmedik bir yol çizdi: Eşlerimizin işleri nedeniyle Milas’a taşınma seçeneği kondu önümüze. İki seçenek vardı: Ya İstanbul’da kalıp aynı tempoya devam edecektik ya da emekliliği beklemeden Ege'ye taşınıp yepyeni bir hayat kuracaktık. Biz cesur olanı seçtik ve emekliliği biraz öne çektik! Milas’a gelince, buranın zeytin ağaçlarıyla dolu bereketli topraklarının bir hazine olduğunu fark ettik. Özgül, doğaya düşkün, her fırsatta Ege’nin huzuruna sığınmayı hayal eden bir doğa aşığı. Simge ise planlama delisi, her şeyi organize eden ve zeytinyağıyla tanışınca “Bu bizim işimiz!” diyen bir lezzet avcısı. Bir akşamüstü Milas’ın serin havasında, zeytin bahçelerinin arasında kahve içerken “Neden kendi zeytinyağımızı üretmeyelim?” dedik ve bu çılgın serüvene atıldık. Milas’ta zeytin bahçelerimizle tanıştığımızda, ikimiz de bu işin ne kadar emek istediğini bilmiyorduk. Ama o zeytin ağaçlarının gölgesinde geçirdiğimiz her an, bu kararın hayatımızın en güzel çılgınlığı olduğunu hissettirdi.
İlk Hasat Sezonumuz: Kahkahalar, Ter ve Zeytin Kokusu
İlk hasat sezonumuzu anlatmadan önce şunu söyleyelim: Zeytin toplamak, ofiste PowerPoint hazırlamaktan biraz daha farklıymış! İşte bu sezon bize neler öğretti, neler yaşattı:
Süper
Kahraman Ailelerimiz
Zeytin hasadı emek ister, ama bir de işçilik maliyetleri var ki, işte orada biraz afalladık. Tam “Bu işin altından nasıl kalkacağız?” derken, ailelerimiz adeta süper kahramanlar gibi imdadımıza yetişti! Annelerimiz, babalarımız,
kuzenlerimiz, hatta “Ben sadece çay içmeye geldim” diyen Hatice Yengemiz bile eldivenleri takıp zeytin toplama ekibine katıldı. Bir ara Özgül’ün babası “Bu zeytinler niye bu kadar inatçı?” diye söylenirken (Aslında
kendisi daha inatçı) kendisinin sıraya, uzağa yakına bakmaksızın toplanmasına karar verdiği ağaçları tayin edip tüm ekibi peşinden sürükleyemeyince 18lik delikanlı gibi tek başına girişimi
neticesinde ertesi gün beli tutulup arazide uzanarak destek oldu. Simge’nin annesi tam bir Prenses edasıyla “Hadi, biraz daha hızlı, zeytinyağı şişede bizi bekliyor!” diyerek hepimizi motive
etti. Daha önce hiç böyle bir deneyimi olmamasına rağmen ona da üstün performans ödülü verdik. Bu ihtiyar delikanlıların yanında 18lik delikanlı yeğenlerimiz ne yaptı dersiniz? Onların gençlik enerjilerine güvenerek çok yüklenmiş olmalıyız
ki ortadan kayıp oldular ve bulduğumuzda bir dala tüneyip uyuyakalmışlardı . Onlar olmasa, bu hasat bizim için çok daha zor olurdu. Ailelerimiz, bu yolculuğumuzun gizli kahramanları!
Doğayla Dans Etmeyi Öğrendik
Milas’ın rüzgarlı sabahları, zeytin ağaçlarının hışırtısı ve toprağın kokusu… Ofis masalarından sonra bu, adeta bir terapiydi. Ama doğa da bize ufak sürprizler yapmadı değil. Mesela, haftalık hava
durumları, günlük , saatlik hava durum tahminlerini takip etmek rutinimiz oldu. Peki bu sıkı takibe rağmen 3 dk içinde sırılsıklam ıslandığımız anımız var ki hala hatırladığımızda gülmekten katılıyoruz. Araziden
bir kaçışımız var, yeni alınan erkek oyuncağı bir testereyi o yağmurun altında unutup kaçacak kadar aksiyon dolu bir an... Doğa gerçekten süprizlerle dolu, onunla hem uyum içinde çalışmayı öğreniyor, hem de sabrımızı ve sevgimizi büyütüyoruz.
Doğanın sunduğu nimetleri karşısında saygımız sonsuzluğa ulaşıyor.
Zeytinyağının Sihri
İlk zeytinyağımızı sıktığımız anı asla unutamayız. O altın sarısı sıvının sıkım makinesinden akışını izlerken, ikimiz de “Bunu gerçekten biz mi yaptık?” diye birbirimize bakıp gülümsedik. İlk tadımı yaptığımızda,
Özgül “Bu, şimdiye kadar tattığım en güzel şey!” dedi, Simge ise “Biraz daha meyvemsi olabilirdi!” diyerek eleştirmen moduna geçti. Ama şunu anladık: Her damla zeytinyağı, emeğimizin ve sevgimizin
bir yansıması.
Neden Zeytinyağı?
Zeytinyağı bizim için sadece bir ürün değil, bir yaşam tarzı. Milas’ın bereketli topraklarında yetişen zeytinler, doğanın bize sunduğu bir hazine. Biz de bu hazineyi en doğal, en özenli şekilde sizlere ulaştırmak istiyoruz. Web sitemizden sattığımız zeytinyağlarımız, erken hasat, soğuk sıkım ve tamamen doğal. Her şişede, bizim hikayemizin ve Milas’ın ruhunun bir parçası var.
Bize Katılın!
Bu yolculukta bizi yalnız bırakmayın! Zeytinyağlarımızı denemek, hikayemize ortak olmak isterseniz, web sitemizden bize ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sizin de zeytinyağıyla ilgili anılarınız, tarifleriniz ya da hikayeleriniz varsa, yorumlarda bizimle paylaşın. Belki bir gün Milas’ta bir zeytin hasadında buluşur, birlikte kahkahalar atarız!
Sevgiler,
Özgül & Simge
Milas’ın Zeytinyağı Aşıkları